Kişisel Site

Notalar

3 Ekim 2016 | Yazar: Admin | Henüz yorum yapılmamış | 69 views Görüntülenme

Notalar, Hiç aram olmadı notalarla. Ben sevmeye çalıştıkça onlar uzaklaştı benden. Hiçbir şarkıyı ezberleyemedim ve hiçbir şarkıyı da doğru söyleyemedim. Bu büyüler arasında dolaşamadım, bülbül gibi feth edemedim, kalbini gülün. Hep uzak, hep yabancı oldular bana. Notaları yüreğimde hissedip dökemedim kağıda tek bir kelime bile. Bir sazın telinde, bir aşık gibi, dillendiremedim içimden geçenleri. Ne hüznüme ne sevincime ortak edemedim. Ne onlar beni anladı, ne ben onları. Başkaları için eğlence oldular, benim için de hep bir kabus.  Öyle ki, öğrencilik yıllarımda müzik dersi benim tek korkumdu. Ortaokul yıllarımda adını anımsayamadığım bir müzik öğretmenimiz vardı. Yeni gelmişti okulumuza ve henüz tanımıyordu beni. Derste birden sözlü yapmaya karar verdi ve “gönüllü var mı?” diye sordu. Herkesin gözü üzerimdeydi. Çünkü ben sınıfımızın tek kurtarıcısı, bütün derslerin bir numarasıydım. Gönüllüydüm, tahtaya kalktım. Sorduğu sualleri eksiksiz yanıtladım. Tahtaya yazmamı istediği notaları hatasız yazdım. Her şey mükemmeldi. Hepimizin bildiği “yaylalar” şarkısının solfejini yapmamı istedi. Kendimden emin başladım notaları okumaya. Hiç hata yapmadım, tüm notalar doğruydu. Ve o kara an… “ Otur yerine, hiç çalışmamışsın, bir!”  Kaynar sular döküldü adeta başımdan, bu sözün ardından. Ben ve “bir”…  Doksan sekiz aldığında ağlamaktan ortalığı yıkan ben, “bir” almıştım. Koskoca bir “bir”.  Neden “bir” almıştım? Notaları doğru okumama rağmen, layığıyla okuyamamıştım, çünkü. ¼’lük notayı ¼

 

1/16’ lık notayı 1/16’ lık gibi okuyamamıştım. Ne yapabilirim? Ben notalarla dost olamıyorum. Anlamıyorum onların dilinden. Tembellik değil benim sorunum, hissedememek.  Tabi, aldığım “bir” tüm sınıflara yayıldı. Bütün öğretmenlerimin kulağına gitti. En zor fizik sorularını kaşla göz arasında çözen, en çetin matematik sorularıyla baş eden ben, kuzu kuzu notalara yenildim. Sonra ne oldu bilmiyorum, müzik notum da yüksek geldi. Lise yıllarımdaysa flüt çalarak not alıyorduk. Çok iyi niyetliydi öğretmenimiz. Bana her sıra gelişinde, “ hadi sen haftaya tekrar denersin” diyordu. Ellerim ter içinde kalıyordu, heyecandan. Notaların sesi çıkmaz oluyordu. Şimdiyse eşim her akşam saz çalıyor ve ben hala hangi parçaları çaldığını soruyorum, tekrar tekrar dinlememe rağmen. Seneler geçti fakat notaların düşmanlığı bitmedi. Müziği anlamak, notaların ahengine ayak uydurmak bir yetenektir ve herkes bu yeteneğe sahip olamaz.


Bir önceki yazımız olan başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz. || Bir sonraki yazımız olan başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.


Benzer Yazılar

Yaşarken Bir Ölü Olmak Öldükten Sonra Yaşamak
Yaşarken Bir ölü Olmak Öldükten Sonra Yaşamak. Nefes alıp veriyoruz, nabzımız düzenli fakat yarın ne olacağımız belli mi? Özellikle şu konuyu açıklığa kavuşturmak isterim ki ‘’her nefis ölümü tadacaktır’’. Geride bıraktıkları ise ardından ağıtlar yakacak, aydınlığa siyah bir perde çekip yaşları...

Yorumlar